istanbullite.com

NOSTALGIC WRITINGS BY AN ISTANBULITE © Since 2002

ANASAYFA/HOME ↓

ABOUT US/BIZ KIMIZ ?

ISTANBUL&TURKEY TRAVEL

ISTANBUL TRANSPORTATION

LIVE TURKISH TV AND MEDIA

NEWS FROM COLUMBUS,OHIO

LINKS

CONTACT US/İLETIŞİM

ISTANBUL SUR-ICI ↓

YEDI KULE ZINDANLARI

KAYBOLAN KIR TEPEBAG

SEHZADEBASI DIREKLERARASI

LALELI BABA

MIHRIMAH CAMILERI

CEVIZAGACI- GOTLAR SUTUNU

TEKFUR SARAYI

ISTANBULUN ALTI 1,2

ISTANBULUN ALTI 3,4

HALICTE BIR VAPUR GEZISI

SUMBUL EFENDI

MILION TASI

KOCAMUSTAFAPASADAKI KOSK

ISTANBUL SUR KAPILARI

ISTANBUL TURBELERI/TOMBS

AHMET SARACBASI EFENDI

7 TEPE 700 CAMI ISTANBUL

ISTANBUL SUR- DISI↓

BOSTANCIDAKI BEYAZ KOSK

BALIK UZERINE LAKIRDI

GOKSU DERESI

SAHIL YOLUNDA SABAH

BIR TEPE, BIR KALE

CARPISAN KAYALAR

ISTANBULLU OLMAK

KANDILLIDE BIR GECE

SHOW ME BIG MONEY

SAIRLER SOFASI

HIKAYELI RESIMLER

1CE UPON A TIME ISTANBUL

ARA GULER'S ISTANBUL

ISTANBULUN 77 ISMI

ISTANBUL ICI-DISI ↓

BAHARIYEDE SINEMALAR

ULUBATLI VE MIHRIMAHCAMII

HALICTE BIR SEMT: FENER

6 MERMER 23 TILSIMLI TAS

HAYDARPASANIN ÖYKÜSÜ

YILDIZ KORUSU

HUNKAR'A GIDELIM

IBRAHIM PASA SARAYI

ABBAS AGA PARKI

TOPKAPI ANIT MEZARLARI

SULEYMANIYEDE BIR GEZI

BEYAZIT KULESI

HARBIYE NEZARETI

ARCADIUS'UN SUTUNU

HAYDARPASA KIRIM MEZARL.

OSMANLI EFSANELERI

BIZANS VE KURULUS MITLERI

TARIHTEN KAPAKLAR ↓

ATATURK ALBUMU

1953 DE ANIT KABIR

10 KASIM 1938

ATATURK'UN BINMEDIGI UCAK

ATATURK TBMM KONUSMASI

ATATURK'U ANLAMAK

ATATURKUN EVI VE MEKTEBI

ATATURK'UN AKARETLER EVI

ATATURK MUZE KOSKU

HEYBELIADA DENIZ LISESI

INONU DENIZ LISESINDE1934

INONU HARPOKULUNDA ,1942

VEKILLER VE RESMIGECITLER

BU ANZACLAR NEREDE?

RUYA

CANAKKALE, TRUVA

BOSTANCIDA BIR NIŞAN

JAPONLARIN 1934 ZIYARETI

GOLCUK VE YAVUZ-HAVUZ

GAZOZ KAPAKLARI:ANI/OYKU

KADIKOY, ISKELEDE SABAH

ARMONIKA CALAN KIZ

1975 DE BIR ASK HIKAYESI

METEOR CUKURU

MINIBUS SOFORU ZEYNEL

ANTIPHELLUS BALIKCISI

BIR EGE DILBERI

BIR RUYA

ASOSDA BIR GUN

TWILIGHT ZONE

BEN SERVISCIYIM ABI

BIT PAZARINA NUR YAGDI

VATMAN ALI BEY

ADAM

BIR KARANFILLI ADAM

KINDER HEIM

ZULAL

YESIL KAPI

GENC OSMAN MONOLOGU

DENIZ YILDIZININ OYKUSU

ŞEREF STADI (SOCCER)

CHAMPION BESIKTAS

BESIKTAS STADIUM & FANS

A VISIT TO INONU, 2011

WITH BJK PLAYERS OF 2011

BJK NEVZATDEMIR FACILITY

BESIKTAS'S USA TOURS

SAMPIYONLUKLAR MIMARI

Q7,GUTI&IVERSON

KAYA KAPTAN

DR. VEDII TOSUNCUK

BJK VE CIRAGAN SARAYI

1964 ALI SAMI YEN ACILISI

ELLI YIL SONRA PRATER'DE

PANTER KALECI

ESKI BIR MILLI MAC

KARANFILLI ADAM

BIR YASAM TARZI

TEMİZ FUTBOL

BERLIN PANTERI

SARI LACIVERT

INSIDE FENER STADIUM

YUSUF ILE SANLI

PASKAL VE BJK FORMASI

KUCUK AHMET

DEMIROREN'E ACIK MEKTUP

GUVEN ONUT

BABA BOSQUE

HELE HELE SERGEN KAPTAN

TAKSM KIŞLASI CIRCA 1925

GELINCİK TARLALARI

CESITLI KAPAKLAR ↓

MUZE EV

ANNEMIN SANDIGINDAN

1942 DE EN UZUN YOLCULUK

PARIS GOZLENIMLERI

MAHMEDET HOCA

SOLUK MAVI NOKTA

OSMANLI TOKATI VE HIGH 5

HIZIR ILYAS

29 TESRIN

GAZOZ KAPAGI (ORIJINAL)

COLA TURCA

HARICTEN GAZEL

I-LOG

MADI'SE FIRST BIRTHDAY

MAY 2012

APRIL,2012

MARCH 2012

FEBRUARY 2012

JANUARY 2012

DECEMBER 2O11

NOVEMBER 2011

OCTOBER 2011

SEPTEMBER,2011

AUGUST 2011

JULY 2011

JUNE,2011

MAY,2011

CAPS IN ENGLISH ↓

MY TRIP ON THE MEGABUS

LYCIAN CITIES OF TURKEY

1937 BERLIN LETTERS

SULTAN SULEIMAN

TURKEY&THANKSGIVING

EINSTEIN'S PLEA TO TURKEY

TURKISH HELP TO IRISH

USA MILITARY IN TURKEY

ATATURK-ROOSEVELT LETTERS

PRESIDENT OBAMA'S TRIP

FLAG RAISING CEREMONY

RENAISSANCE MAN

"NOAH'S ARK" OR IS IT ?

STORY OF SANTA CLAUS

FATHER OF ANATOLIAN POP

STORY TELLER OF ANATOLIA

TURKISH COFFEE

DOWN CAFE

ECEVIT IN NEWYORK 2002

SUKI, OUR CAT

HERR WAMLEK

ISTANBUL STORIES ↓

TRANSFORMING OF SS SOLACE

ZEYREK MOSQUE& MONASTERY

COLUMN OF THE MARCIANUS

TRUE CROSS IN ISTANBUL ?

ISTANBUL MYTHS IN ENGLISH

LEGEND OF LEANDER'S TOWER

77 NAMES OF ISTANBUL

7HILLS 700MOSQUES ISTANB.

7 Churches of Anatolia

ISTANBUL VIDEOS

PANAROMIC TOURS/SANAL TUR

CARTE POSTALE NOSTALGIA↓

KARTPOSTAL TURKIYE32-1944

MY MOTHERS ISTANBUL YEARS

MY FATHER'S BERLIN 1937

GERMAN WEHRMACHT 1937

POSTCARDS USA 1944

CARTOLINA POSTALE ITALIA

C.POSTALE EUROPA 1937-946

POST-CARD EGYPT 1942

POSTCARD, MIDDLE EAST

DIYARBAKIR 1955

SOUTH EASTERN TURKEY 1955

ANKARA&ISTANBUL 1956

PARIS 1956

JUKE BOX NOSTALGIA ↓

MUZIK VE BEN

1957-1960 POP

1960-1970 POP

1970-1980 POP

1980-1990 POP

TURKISH MUSIC PORTAL

PLAY FOR THE NATURE

PHOTO ALBUMS TURKIYE ↓

ADALAR/PRINCE ISLANDS

ISTANBUL PICTURES

ISTANBUL TOP TEN MUST SEE

ISTANBUL FERRY LANDINGS

ISTANBUL BAZAARS

BOSPHORUS, ISTANBUL

A GOLDENHORN FERRY TRIP

BEYOGLU PICS

BODRUM

KAS,KALKAN,DEMRE

ALANYA

DALYAN, GOCEK, FETHIYE

ANKARA

TWIN BEAUTIES/IKIZGUZELLE

PHOTOS of USA & WORLD ↓

LAS VEGAS

LAKE MEAD,NEVADA

PHILADELPHIA

PARIS

BOSTON

CHICAGO

ITALIA

LONDON 1967

INDIA/NEPAL

CARIBBEAN ISLANDS

DARFUR/SUDAN

SANFRANSISCO AND MONTERY

SAN ANTONIO, TEXAS

San Diego

NEW ORLEANS

NEW YORK

PENNSTATE

PRESIDENTS & KINGS TOMBS

FLAG RAISING IN COLUMBUS

ISLAND OF KOS VIDEO

AILE/FAMILY BLOG ↓

OZMERAL MATERNAL F. TREE

LAMIA&HAMZA VIDEO 1999

OZMERAL PATERNAL F.TREE

DURUPINAR MATERNAL F.TREE

DURUPINAR PATERNAL F.TREE

BABY MADISON FABLE

BABY TAYLOR FABLE

TAYLOR BABY&TODDLER YEARS

ESRA PINAR FILES

WEILS' WEDDING AND HOUSE

ASLI'S SHOWERS 2008-2009

FAMILY HOLIDAY PICTURES

ANNEM

MY MOTHER LAMIA

ANNEMIZ LAMIA

LAMIA HAMINNE AND TAYLOR

DOGUM GUNU,ANNELER GUNU

"EVIM/HOME"

NOSTALJI TRENI

LIFE OF MY FATHER

REUNITED/ONLAR KAVUSTULAR

SON CINAR BULENTSARACOGLU

i-FOOD

STREET FOOD

GOLDEN CORRAL COLUMBUS

Translate
  Bookmark and Share
ATATÜRKÜ ANLAMAK
 
Atatürkün düşünce ve davranışlarının özünü anlamaya çalışmak zordur. Daha doğrusu, o bugün yaşasaydı belirli konularda günümüzün şartlarına göre nasıl düşünürdü diye yorum yapmak insanların kolayına gelir. Bu yorumlar yapılırken, toplumun “muhafazkar” bölümü bazen onun görüşleri kendilerininki ile bağdaşmadığı için onu tenkid ederler yada o sanki hiç yokmuş gibi davranırlar. Onlara göre "Gazi Mustafa Kemal" vardır ama "Atatürk" yoktur. Gene ayni görüşdeki kişiler bazen de tam tersi, kendi görüşlerini pekiştirmek için, “ama bakın Atatürk bile böyle yapmıştı” diye, bir anda Atatürk’ü kabulenirler. Tabi burada yapılan hata bir taraftan zamanın şartlarını göz önüne almamak, diğer taraftanda Atatürkün söylev ve demeçlerinin özünü anlamamaktan yada anlamaya çalışmamaktan kaynaklanır.

Toplumun diğer bir kesimi, bu yazıda onlara “liberal” görüşlü kesim diyelim, ayni muhafazakarlar gibi kendi fikirlerini kanıtlamak için onu dogmatik bir görünüme sokarlar. Atatürk’ün düşünce ve davranışları hiç hoşgörüsü olmayan adeta bir dayatma şeklinde topluma sunulur. Atatürkün salon kişiliği , opera sevgisi, çatal bıçakla sofra adabı ön plana çıkarılır. Onun köylüyle, develerin yanında bagdaş kurup sohbet edişi, belkide ekmeği onlarla paylaşıp yiyişi, Rumeli türkülerine olan tutkusu pek gündeme getirilmez. Bu görüşte," Atatürk"te vardır "Gazi Mustafa Kemal" de, ama eksik olan “Mustafa” dır.

Ataturk’ün Türk kadınının giyimi konusundaki düşünce ve eylemleride, aynen diğer konular gibi, özü anlatılmadan, onun ne demeye çalıştığı sorgulanmadan, her iki görüş tarafindanda coğu zaman kendi düşuncelerinin haklılığını ispat etmek için kullanılmıştır.

Aşağıda Atatürk’ün “Türk Kadını”nın giyimi konusunda ki söylev ve demeçlerinden kaynak göstererek bir derleme sunuyoruz. Bizim bunlara ilave edeceğimiz tek yorum, Atatürk’ün bu konudaki düşuncelerinin özünü anlamaya çalışmak için çaba gösterme zorunluğu olduğudur. Yazının sonunda Atatürk’ün hayatında önemli yeri olan bazı hanımların değişik mekan, zaman ve çevrelerdeki resimlerini koyduk. Bu konudada yorumu okuyucuya bırakıyoruz.

Cem Özmeral 
8 Mart, 2011
Dublin,Ohio

Atatürk'ün Türk Kadınlarının Giyimi Hakkındaki Düşünceleri
 
Atatürk, 31 Ocak 1923 tarihinde İzmir Eski Gümrük binasında halk ile yaptığı konuşmada şunları belirtmektedir :

"Kasaba ve şehirlerde yabancıların dikkati ençok örtünme şekli üzerinde toplanıyor. Buna bakanlar kadınlarımızın hiçbirsey görmediklerini sanıyor. Bununla beraber din gereği olan örtünme, kısaca belirtmek gerekirse, denebilir ki; kadınların sıkıntı çekmesine yol açmayacak ve adaba aykırı olmayacak şekilde basit olmalıdır. Örtünme sekli kadını hayatından, varlığından tecrit edecek bir şekilde olmamalıdır."

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt,s. 87

 21 Mart 1923 tarihinde Konya Hilaliahmer Kadinlar Subesi'nin tertip ettigi çay ziyafetinde söyle söylüyor:

"Muhterem Hanımlar, düşmanlarımızı aldatan bu dış görüntü bilhassa kadınlarımızın seklinden, giyim tarzından ve örtünme seklinden kaynaklanıyor. Onların aldanmalarına yol açan diğer bir nokta da yabancılarla temas edebilecek mevkide bulunan kadınlarımızın tavır ve hareketlerinin millî tavır ve hareketlerimizin timsali olmayıp, belki Avrupa tavır ve hareketlerinin taklitçisi olarak görülmesidir. Filhakika, memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde iki sekil tecelli ediyor; ya ifrat, ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet, - veyahut Avrupa'nın en serbest balolarında bile dış kıyafet olarak arzedilemiyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de seriatin tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder. O şekiller dinimizin muktezası değil, muhalifidir. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız seriatin tavsiyesi, dinin emri mucibince örtünselerdi, ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Dinî örtünme, kadınlar için zorluk çıkarmayacak, kadınların toplum hayatında, ekonomik hayatta, çalışma hayatında ve ilim hayatında erkeklerle ortak çalışmalar yapmasına mani bulunmayacak bir normal şekildedir. Bu normal sekil, toplumumuzun ahlak ve terbiyesine aykırı değildir."

"Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düsünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mükallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır."

"Bizim örtünme meselesinde nazarı itibare alacağımız şey, bir yandan milletin ruhunu, diğer yandan hayatın icabatını düsünmektir. Örtünmedeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin etmiş olacağız. Giyim tarzımızda milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, İslam ve Türk hayatını başlangıçtan bügüne kadar layıkıyla tetkik ve etrafıyla açıklamamız lazımdır. Bunu yaparsak görürüz ki, şimdiki giyim tarzımız ve kıyafetimiz onlardan başkadır, lakın onlardan daha iyidir diyemeyiz. Bizim kadın hayatımızda, kadının giyim tarzında yenilik yapmak söz konusu değildir. Milletimize bu hususta yeni şeyleri bellettirmek mecburiyeti karşısında değiliz. Belki ancak dinimizde, milliyetimizde, tarihimizde zaten mevcut olan beğenilir adetlere uygunluğu sağlamak mevzübahş olabilir. Biz başlıbaşına ferden her türlü şekilleri tatbik edebilir, kendi zevkimize, kendi arzumuza, kendi terbiye ve seviyemize göre istediğimiz kıyafeti şeçebiliriz. Ancak bütün milletin sayanı kabul göreceği şekilleri, bütün milletin hayatında uygulanması mümkün olan kıyafetleri herhalde genel temayülde aramak ve o şekillerin gerçekleşmesini de genel temayüle uygunlukta görmek lazımdır. Bazı milletlerin zevk alemlerini memleketimizde tatbike kalkmak süphesiz ki hatadır. Bu yol toplum hayatımızı feyz ve fazilete ulaştırmaz."

"Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını mesaimizde müsterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlakî, içtımai, iktisadi hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekçisi yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız dinin tavsiye ve emrettiği bir kıyafetle, faziletin icabettirdiği hareket tarzıyla içimizde bulunur; milletin ilim, sanat, içtımaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz; milletin en mütaassibi daha takdir etmekten geri duramaz. Bilakis o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı, belki önün müteşebbislerinden daha fazla savunucusu olur." 

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 11. Cilt, s. 149-151

 "Gezilerim sırasında köylerde değil özellikle kasaba ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok sıkı ve özenle kapatmakta olduklarını gördüm. Özellikle bu sıcak mevsimde bu durumun kendileri için mutlaka işkence ve iştirap nedeni olduğunu tahmin ediyorum. Erkek arkadaşlar bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Çok namuslu ve dikkatlı olduğumuzun gereğidir. Fakat saygıdeğer arkadaşlar, kadınlarımız da, bizim gibi anlayışlı ve düsünceli insanlardır. Onlara ahlakla ilgili kutsal kavramları aşılamak, millî ahlakımızı anlatmak ve onların beynini ışıkla, temizlikle donatmak esası üzerinde bulunduktan sonra fazla bencilliğe gerek kalmaz. Onlar yüzlerini dünyaya göstersinler. Ve gözleriyle dünyayı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur." 

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s. 211.

 "Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkaşını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın anlamı ve işareti nedir? Baylar uygar bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum, milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür. Derhal düzeltilmesi gerekir." 

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s. 217

"Bizim kadınlarımız, bazı yerlerde Avrupa kadınlarını bile gıptaya sevkedecek kadar ilerlemişlerdir ve eğer kadınlarımız yalnız bu yönü düsünür ve yalnız sıklıkta, zerafette Avrupa kadınlarını bile geçmeyi amaç kabul ederse kadınlık hayatında, dolayısıyla bütün milletin hayatında varmak istediğimiz mutlu inkılaba ulaşmakta kolaylık sağlayamayız."

"Kadınlık meselesinde dış görünüş ve kıyafet ikinci derecededir. Asıl mücadele alanı, kadınlarımız için görünüş ve kıyafette başarıdan daha çok, asıl başarılı olunması gereken alan ışıkla, kültürle, gerçek faziletle süslenmek ve donanmaktır. Ben saygıdeğer hanımlarımızın Avrupa kadınlarından daha aşağıda kalmayacak, tersine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak ışık ve kültürle donanacaklarına kesinlikle kuşkü duymayan ve buna kesinlikle emin olanlardanım."

 
Image: 
 
 
ATATÜRK'ÜN ENDER BIR RESMİ VE AÇIKLAMASI
ATATÜRK'ÜN ENDER BIR RESMİ VE AÇIKLAMASI

Intenet ve e-mail ile haberleşme çıktığından beri özellikle Atatürk'ün resimleri hemen hergün bu iletişim araçlarını kullanan tarafından arkadaşlarına ve tanıdıklarına yollanmaktadır. Bazen birisine orijinal gelen bir resim yada albüm yollandığı alıcının belkide defalaraca gördüğü bir resim yada bilgi olabiliyor. Örneğin benim bilgisayarımda yirmi bine yakın resim ve albüm var, bunlarin bin kadarı da  Atatürk ile ilgili. Bu nedenle yukardaki resim gibi Atatürk ile ilgili  ilk defa gördüğüm orijinal bir fotoğraf bir  e-mail ekinde bilgisayarıma gelince bayağı heyecanlanıyorum.

Resim , İsviçrede yaşayan emeritus Profesor Azmi Güran tarafından bir arkadaşına yada akrabasına yollanmış ve ondan sonrada alıcı tarafından  birkaç defa değişik adreslere iletilmiş. Iletilirkende, konu kısmına: "Rakı masasındaki Cumhurbaşkanına halkın ilgisi.", metin kısmınada ":"Atanın etrafını saran yüzlerdeki ilgiye, muhabbete, sevgiye, hayranlığa bakın... Böylesini hangi yöneticiye karşı gördünüz halkın yüzünde son zamanlarda? İnanılmaz değil mi? İnanılmaz olan bir başka şey de; Atatürk'ün etrafında koruma görevlisi bulunmayışı. (aslında 15 milyonluk Türk milletinin her bireyi onun korumasıydı.)"denmiş.

Resim gerçekten orijinaldi, daha önce hic görmemiştim. Yapılan yorumun altına, başlığı  hariç bende imzamı atabilirdim. Bu resim nerede , ne zaman çekilmişti, bunları araştırmak ve bulmakta kendi  kendime yüklediğim bir görev oldu. Ben buradaki tabloya, Ataturk'ün rakı masası diyemem. Atatürk'ün resimdeki Efe'lerle konuşurken oturduğu masada iki kadeh rakı ve kendisine eşlik ettiği anlaşılan bir arkadaşı yada yetkili görünüyordu. Ama burada rakı kadehi tamamen ikinci planda kalıyor. Arka planda tuvaletli hanımlar, smokinli beyler buranin bir balo salonu  olduğunu gösteriyordu. Atatürkün etrafında onu hayranlıkla gözünun içine bakarak dinleyen efeler, belliki bu baloda gösteri yapmış olan , bir folklor  gurubu, kıyafetlerine bakarsanızda bir Zeybek gurubu. Balo resimlerinde smokinli resimlerini görmeye alıştığımız Atatürk, bu baloya belki son anda katılmaya karar verdiğinden, belki bu onun rahatsızlandığı  son zamanlarına rastladığından olacak, yazlık bir kıyafetle gelmiş. Belki burası Dolmabahçe Sarayı, Atatürk rahatsız olduğundan kısa bir süre için ve gösterileri izlemek icin salondaki baloya sonradan gelmiş ve isteği üzerine kendisine bir köşede oturup baloyu izleyebilmesi icin iki koltuk , küçuk bir masa ve iki kadeh rakı getirmişler. Bunlar benim ilk tahminlerimdi , sonradan  araştırdığım kadarı ilede çoğu doğru çıkan tahminler. İşte resimle ilgili bulgularım alıntı olarak aşağıda*:

Vals
Kucuk cocuk Ata'nin yazdigi konusmayi okuyor
Ata Bulgar Halk dansinda basi cekiyor
BEYLERBEYİ SARAYI BALOSU*

2 Eylül 1936 günü İstanbul'da yapılan Balkan Folklor Festivali'nden sonra aynı günün gecesinde festivalciler onuruna Beylerbeyi Sarayı'nda bir balo düzenlenmiştir. Atatürk saat 0.2 'de baloya gelmiştir. Atatürk, Türk ve Balkan ekiplerinin çeşitli folklor gösterilerini ilgi ile izlemiş, beğenilerini belirtmiş, sanatçıları kutlamıştır.

Bu arada General Kazım Dirik'e** orada okunmak üzere söylev metinleri dikte etmiştir. Bu metinlerden aşağıya aldığımız birincisi General Kazım Dirik tarafından, ikinci metin de küçük bir öğrenci tarafından okunmuştur. 

" Anlatmak ve duymak, anlatabilmek ayrı ayrı maharetler, sanatlardır. Benim anlatmak istediklerim sizin çok sezişIi huzurunuzda hiçbir edebi sanata ihtiyaç bırakmayacaktır sanırım. Onun için sözlerim sizin sıcaklık, dostluk saçan havanız içindeki duygularımın ateşi kadar, parlaklığı kadar heyecanlı olmasa da anladığınızı sanırım. Bunlar, -duyurduğum derecede- benim kalbimin ifadesidir. Huzurunuzda konuştuğum Balkanlılar, Bulgarlar, Helenler, Romanyalılar, Türkler, Yugoslavyalılar! Siz hepiniz ne kadar birbirinizden ayırt edilmez insanlar olduğunuzu, birbirine girmiş candan arkadaşlık ve samimi yaşayışınızla bir defa daha göstermiş, ispat etmiş bulunuyorsunuz. Biz Türklerin bu temiz insanlık camiasiyle beraber oluşu, beraber olduğumuzu göstermeye yarayan her vaziyetten ne kadar büyük saadet duyduğumuzu söylemeye hacet yoktur.

Beşeriyette saadet, işte böyle insanoğullarının birbirlerine yaklaşması, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz his ve düşüncelerini birleştirmesiyle olacaktır. Bu geceki birleşik vaziyetimiz bu idealin yüksek sevincidir. İşte bunun için ev sahibi olarak bütün kıymetli misafirlerimize derin sevinçlerimi beyan ederim. Türk kardeşlerim! Sizleri Türkiye Cumhuriyetinin Yirminci Asır dünyasına doğduğu insanlar olarak selamlarım. Siz :Balkanlı kardeşlerim! Memleketime, onu kendi evleri gibi bilerek gelmiş olmanızdan ne kadar çok bahtiyarım. Ben Türk çocuğu siz Balkanlıları seviyorum. Siz de beni seviyorsunuz değil mi? Ben işte kollarımı açıyorum size. Siz de bana göğsünüzü açık bulundurunuz. Biz biriz. Bunu bu temiz jestlerimizle evvela birbirimize, sonra bütün dünyaya gösterelim.

 Bayanlar, baylar, dans ediyorsunuz; müzik dinliyorsunuz. Bu oyunlardan ve müzikten hoşlandığınız besbelli. Fakat ne oyunun, ne de musikinin nereden geldiğini, insanlar için ne kadar çok eski ve esasi ehemmiyeti olduğunu bilmem ki düşünmek için bir an zihninizi yormak zahmetinde bulundunuz mu? Ben bu hususta sadece dikkat nazarınızı insanlığın bu büyük hakikati üzerine çekmek istiyorum: a) Hareket, faaliyet, b) İnsanların egosunu yumuşatan, incelten, tanrılara, tanrıçalara unvan olan müzik ... İşte bu iki şey insanlığın medeni hayatında çok büyük amildirler. Başında dans ve. müzik olduğunu inkar etmek mümkün değildir. Dans ve bunu da tahrik eden musiki işte bu medeni insanlığın en büyük damgası.

 Bir millet çok şeyde inkılap yapabilir. Fakat musiki inkılabı, milletlerin yüksek tekamülünün beratıdır.

Beylerbeyi sarayında yapılan ve Atatürkün halk danslarına eşlik ettiği balo onun son defa katıldığı ve dans ettiği balo değildir. Ölümünden sekiz ay önce, Bursa'yı son ziyaretinde onuruna düzenlenen baloda yapılan valsi yarıda keserek, zeybek oynamıştır. Hatta bu konuda son yıllarda bır dokümanter filim çekilmiş ve burada smokin giymiş Atatürk davetlilerin önünde zeybek oynarken gösterilmiştir. Beylerbeyı balosu ile ilgili olmasada biz burada Atatürkün Zeybek i çağdaşlıştırılıp milli dansımızı olarak sunulması ve Türk kadınlarının eşleri ile birlikte dans etmeleri konusundaki çabasını aşağıdaki alıntı ile göstermeyi uygun gördük.

ATATÜRK VE ZEYBEK OYUNU*

Atatürk , zeybek oyunlarının kreasyonları üzerinde çalışarak, bir salon zeybek oyunu meydana getiren Selim Sırrı Tarcan'ın çalışmalarını da takdirle karşılamış, şu sözleri söylemiştir: "Selim Sırrı bey zeybek oyunlarına medenî bir şekil vermiştir. Bu eser hepimiz tarafından kabul edilerek, milli ve sosyal hayatımızda yer tutacak kadar tekemmül etmiş ve bedii bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara "Bizim de mükemmel raksımız var, diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda müsamerelerimizde oynayabiliriz.

Zeybek dansı her sosyal salonda, kadınla beraber oynanabilir ve oynanılmalıdır." - İnceleme ve araştırmalarımıza zemin olarak çoğu kez kendi yurdumuzu, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı almalıyız. Bunu başarmak için de ülkemizde; yönetimin hangi kademesinde olursa olsun, her bireyin kendi kültür değerlerini yakından bilmesi ve tanıması gerekir.

Atatürk, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu gibi yapılanmalarla birlikte Halkevleri’ni kurarak ülkedeki binlerce halk dansı figürünün derlenmesini de önermişti. O dönemin ünlü sporcu ve halk bilimcilerinden Selim Sırrı Tarcan’a uluslararası etkinliklerde dans etmesi için koreografi siparişi bile verilmişti. Atatürk, Tarcan’dan “Milli hususlarımızı gösteren bir dans dizayn ederek” günlük kostümlerle dans etmesini istemiş; Tarcan da, buna karşılık ünlü “Sarı Zeybek” ve “Tarcan Zeybeği” danslarını yaratmıştır. Selim Sırrı, Paris’te 1924’te yapılan Olimpiyat Oyunları’nda zeybek oynadı, daha sonra bu dansı geliştirerek Atatürk’ün istediği forma soktu. Ardından, zeybek danslarından esinlenerek yaptığı koreografiyi, İzmir Kız Muallim Mektebi’nin konferans salonunda okulun öğretmenlerinden Mualla Hanım ile birlikte Atatürk’ün huzurunda sergiledi. Atatürk, gösteri bittiğinde yaptığı konuşmada şöyle demişti: Hanımefendiler, Beyler! Selim Sırrı Bey raksını ihya ederken ona bir şekl-i medeni vermiştir. Bu sanatkar üstadın eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek milli ve içtimai hayatımızda yer tutacak kadar tekemmül etmiş, bedii bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara, bizimde mükemmel bir raksımız var, diye biliriz ve bu oyunu salonlarımızda, müsamerelerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı bu yeni şekli ile her içtimai salonda kadınlarla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır”.
Ataturk zeybek oynuyor
Yukardaki alıntılardan da görüleceği gibi Atatürk halkını ve aslında bütün  insanları çok seven bir kişi. Bana gönderilen resimde Atatürk'ün yüzünü göremiyoruz ama, onu dinleyen efelerin  yüzüne bakınca adeta Atatürk'ün yüz ifadesi onların  yüzüne bir ayna ile yansıtılmış. Bu ifadedede, Cumhurbaskanı olduğu için kendini yüksek gören ve insanlara tepeden bakan ve hitap eden  bir görüntü hiç yok . Tam aksine kendisini dinleyenlere onları rahatlatan, " bende  sizden biriyim" diyen, babacan, sevecen, insancıl bir ifade var. Ayni zamanda bir ,öğretmen gibi vatandaşlarına onların bilmedikleri şeyleri gösteren, yeniliklere açık, sanatı, dansı ve müziği  seven ve sevdiren,  insanların bu konulardaki tercih ve geçmişlerine ayrıcalık yapmadan saygi gösteren ama milli değerlerimizi hep en önde tutan  bir kişiligin yansımasını efelerin gözlerinde okumak mümkün.

Atatürk'ü  büyük yapan en büyük özelliğide onun insan'a olan sevgi ve saygısı  degilmi?

Cem Özmeral
28 Şubat 2011
Dublin, Ohio

* http://www.tufak.org.tr/ataturkhalkbilimi.html
**Resimde Atatürk'e eşlik eden arkası dönük beyaz gömlekli kişiyi tanıyamadım, ama Atatürk'un hemen arkasında oturan kişinin arşiv ve kitaplarımdan çıkardığım kadarı ile Kazım Dirik olduğunu zannediyorum.




BACK TO TOP/EN BASA
NEXT/BIR SONRAKI
BACK HOME/ANA SAYFA

                                                                                               

                                                                                                       Page copy protected against web site content infringement by Copyscape                            
                                                                                              ©2011.All rights reserved        

Website powered by Network Solutions®