istanbullite.com

NOSTALGIC WRITINGS BY AN ISTANBULITE

ANASAYFA/HOME ↓

ISTANBUL&TURKEY TRAVEL

LIVE TURKISH TV AND MEDIA

USA MILITARY IN TURKEY

PRESIDENT OBAMA'S TRIP

NEWS FROM COLUMBUS,OHIO

ABOUT US/YAZAR HAKKINDA↓

LINKS

CONTACT US/İLETIŞİM

THE LONG JOURNEY

ISTANBUL SUR-ICI ↓

ARCADIUS'UN SUTUNU

YEDI KULE ZINDANLARI

KAYBOLAN KIR TEPEBAG

SEHZADEBASI DIREKLERARASI

LALELI BABA

MIHRIMAH CAMILERI

CEVIZAGACI- GOTLAR SUTUNU

TEKFUR SARAYI

ISTANBULUN ALTI 1,2

ISTANBULUN ALTI 3,4

SUMBUL EFENDI

MILION TASI

HALICTE BIR VAPUR GEZISI

OSMANLI EFSANELERI

KOCAMUSTAFAPASADAKI KOSK

BIZANS VE KURULUS MITLERI

AHMET SARACBASI EFENDI

YESIL KAPI

ISTANBULUN 77 ISMI

7 TEPE 700 CAMI ISTANBUL

ISTANBUL KAPAKLARI↓

HAYDARPASA KIRIM MEZARL.

BOSTANCIDAKI BEYAZ KOSK

BALIK UZERINE LAKIRDI

GOKSU DERESI

SAHIL YOLUNDA SABAH

BIR TEPE, BIR KALE

CARPISAN KAYALAR

ISTANBULLU OLMAK

KANDILLIDE BIR GECE

SHOW ME BIG MONEY

HAYDARPASA

SAIRLER SOFASI

EGE KAPAKLARI ↓

ANTIPHELLUS BALIKCISI

BEN SERVISCIYIM ABI

BIR EGE DILBERI

METEOR CUKURU

MINIBUS SOFORU ZEYNEL

TWILIGHT ZONE

ASOSDA BIR GUN

ISLAND OF KOS VIDEO

TARIHTEN KAPAKLAR ↓

ATATURK ALBUMU

1953 DE ANIT KABIR

10 KASIM 1938

ATATURK'UN BINMEDIGI UCAK

ATATURK TBMM KONUSMASI

ATATURK'U ANLAMAK

ATATURKUN EVI VE MEKTEBI

ATATURK'UN AKARETLER EVI

ATATURK MUZE KOSKU

HEYBELIADA DENIZ LISESI

INONU DENIZ LISESINDE1934

INONU HARPOKULUNDA ,1942

VEKILLER VE RESMIGECITLER

BU ANZACLAR NEREDE?

RUYA

CANAKKALE, TRUVA

BOSTANCIDA BIR NIŞAN

JAPONLARIN 1934 ZIYARETI

GOLCUK VE YAVUZ-HAVUZ

CESITLI KAPAKLAR ↓

PARIS GOZLENIMLERI

MAHMEDET HOCA

SOLUK MAVI NOKTA

OSMANLI TOKATI VE HIGH 5

HIZIR ILYAS

29 TESRIN

GAZOZ KAPAGI (ORIJINAL)

COLA TURCA

HARICTEN GAZEL

ŞEREF STADI (SOCCER)

CHAMPION BESIKTAS

BESIKTAS STADIUM & FANS

A VISIT TO INONU, 2011

WITH BJK PLAYERS OF 2011

BJK NEVZATDEMIR FACILITY

BESIKTAS'S USA TOURS

SAMPIYONLUKLAR MIMARI

Q7,GUTI&IVERSON

KAYA KAPTAN

DR. VEDII TOSUNCUK

BJK VE CIRAGAN SARAYI

1964 ALI SAMI YEN ACILISI

ELLI YIL SONRA PRATER'DE

PANTER KALECI

ESKI BIR MILLI MAC

KARANFILLI ADAM

BIR YASAM TARZI

TEMİZ FUTBOL

BERLIN PANTERI

SARI LACIVERT

INSIDE FENER STADIUM

YUSUF ILE SANLI

PASKAL VE BJK FORMASI

KUCUK AHMET

DEMIROREN'E ACIK MEKTUP

GUVEN ONUT

BABA BOSQUE

HELE HELE SERGEN KAPTAN

TAKSM KIŞLASI CIRCA 1925

GELINCİK TARLALARI

GAZOZ KAPAKLARI/HIKAYELER

ADAM

VATMAN ALI BEY

MINIBUS SOFORU

KARA ADA METEOR CUKURU

BIR RUYA

KINDER HEIM

ZULAL

BIT PAZARINA NUR YAGDI

BIR KARANFILLI ADAM

GENC OSMAN MONOLOGU

DENIZ YILDIZININ OYKUSU

I-LOG

NOVEMBER 2011

OCTOBER 2011

SEPTEMBER,2011

AUGUST 2011

JULY 2011

JUNE,2011

MAY,2011

APRIL, 2011

MARCH, 2011

FEBRUARY ,2011

JANUARY 2011

DECEMBER 2O1O

CAPS IN ENGLISH ↓

LYCIAN CITIES OF TURKEY

1937 BERLIN LETTERS

SULTAN SULEIMAN

TURKEY&THANKSGIVING

EINSTEIN'S PLEA TO TURKEY

TURKISH HELP TO IRISH

ATATURK-ROOSEVELT LETTERS

FLAG RAISING CEREMONY

RENAISSANCE MAN

"NOAH'S ARK" OR IS IT ?

STORY OF SANTA CLAUS

FATHER OF ANATOLIAN POP

STORY TELLER OF ANATOLIA

TURKISH COFFEE

DOWN CAFE

ECEVIT IN NEWYORK 2002

SUKI, OUR CAT

HERR WAMLEK

ISTANBUL STORIES ↓

ZEYREK MOSQUE& MONASTERY

COLUMN OF THE MARCIANUS

TRUE CROSS IN ISTANBUL ?

ISTANBUL MYTHS IN ENGLISH

LEGEND OF LEANDER'S TOWER

77 NAMES OF ISTANBUL

7HILLS 700MOSQUES ISTANB.

7 Churches of Anatolia

ISTANBUL VIDEOS

PANAROMIC TOURS/SANAL TUR

ISTANBUL TURBELERI/TOMBS

CARTE POSTALE NOSTALGIA↓

KARTPOSTAL TURKIYE32-1944

MY FATHER'S BERLIN 1937

GERMAN WEHRMACHT 1937

POSTCARDS USA 1944

CARTOLINA POSTALE ITALIA

C.POSTALE EUROPA 1937-946

POST-CARD EGYPT 1942

POSTCARD, MIDDLE EAST

HIKAYELI RESIMLER

DIYARBAKIR 1955

SOUTH EASTERN TURKEY 1955

ANKARA&ISTANBUL 1956

PARIS 1956

JUKE BOX NOSTALGIA ↓

1957-1960 POP

1960-1970 POP

TURKISH MUSIC PORTAL

PLAY FOR THE NATURE

PHOTO ALBUMS TURKIYE ↓

ADALAR/PRINCE ISLANDS

ISTANBUL PICTURES

1CE UPON A TIME ISTANBUL

ISTANBUL TOP TEN MUST SEE

ISTANBUL FERRY LANDINGS

ISTANBUL BAZAARS

BOSPHORUS, ISTANBUL

A GOLDENHORN FERRY TRIP

ARA GULER'S ISTANBUL

BEYOGLU PICS

BODRUM

KAS,KALKAN,DEMRE

ALANYA

DALYAN, GOCEK, FETHIYE

ANKARA

TWIN BEAUTIES/IKIZGUZELLE

PHOTOS of USA & WORLD ↓

LAS VEGAS

LAKE MEAD,NEVADA

PHILADELPHIA

PARIS

BOSTON

CHICAGO

ITALIA

LONDON 1967

INDIA/NEPAL

CARIBBEAN ISLANDS

DARFUR/SUDAN

SANFRANSISCO AND MONTERY

SAN ANTONIO, TEXAS

San Diego

NEW ORLEANS

NEW YORK

PENNSTATE

PRESIDENTS & KINGS TOMBS

FLAG RAISING IN COLUMBUS

i-FOOD

AILE/FAMILY BLOG ↓

OZMERAL MATERNAL F. TREE

OZMERAL PATERNAL F.TREE

DURUPINAR MATERNAL F.TREE

DURUPINAR PATERNAL F.TREE

BABY MADISON FABLE

BABY TAYLOR FABLE

TAYLOR BABY&TODDLER YEARS

ESRA PINAR FILES

WEILS' WEDDING AND HOUSE

ASLI'S SHOWERS 2008-2009

FAMILY HOLIDAY PICTURES

ANNEM

MY MOTHER LAMIA

ANNEMIZ LAMIA

MY MOTHERS ISTANBUL YEARS

LAMIA HAMINNE AND TAYLOR

DOGUM GUNU,ANNELER GUNU

"EVIM/HOME"

NOSTALJI TRENI

LIFE OF MY FATHER

REUNITED/ONLAR KAVUSTULAR

SON CINAR BULENTSARACOGLU

Translate
  Bookmark and Share
ADAM
Öykü
http://www.fotoritim.com/yazi/130514
Photo courtesy of Sadik Ucok
ADAM
 
Adam Cağaloğlu yokuşundan aşagıya, yavaş yavaş yürüyordu. Paltosunun yakasını yukarıya doğru kaldırmıştı. Sol eli cebinde, sağ elindeki bastona benzeyen sopaya dayanarak kuvvet almaya ve adeta düşmemeye çalışıyordu. Soğuk rüzgar ciğerlerine işliyor, kar tanecikleri suratına çarpıyor, görmesini engelliyordu. Adam ayak parmaklarının üşüduğünü duymuyordu bile. Ayakları sanki yoktu artık. Dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyor, kendi kendine "ha gayret" diyordu. Adamın ayağında eski asker postalları, üzerinde kirden asıl rengi belli olmayan gri bir palto, kafasında kulaklarını kapatan haki renkli bir kapişon vardı. Arkasında sırt çantasına benzeyen bir torba sallanıyordu. Bu torba, onun eviydi adeta.İçinde yatak niyetine kullandığı karton kutudan bozma bir döşek, bir cift çamaşır, diş fircası, küçük bir yastık, bazen de bir poşet içinde ekmek, simit cinsinden bir iki yiyecek bulunurdu. Blucininin sağ cebinde bir çakı, sol cebinde bir iki lirayı geçmeyen para bulunurdu genellikle. Paltosunun iç cebinde bir asker matarası vardı. Eğer o gün işler iyi gitmiş ve bir şişe ucuz şarap alabilmişse o matara genelikle boş olurdu. Adam kese kağıdına sardığı şişeyi , paltosunun dış cebinde tutar, yarıdan fazlasını akşamları içtikten sonra geriye kalanı mataraya koyar ve kapağını sıkıca kapatırdı. "Neme lazım" , yarının ne getireceği hiç belli olmazdı.
 
Adam, kaç yaşında olduğunu, eskiden ne iş yaptığını bile unutmuştu artık. Tek hatırladığı, annesinin ona çocukken anlattıklarıydı. Annesi ona hamileyken, babası Kore'ye savaşa gitmiş ve bir daha dönmemişti. Çocukluğunu, gencliğini belki de hatırlamak istemiyordu artık. Sanki o kendini bildi bileli sokaklarda yaşıyordu. Yazları genellikle Kumkapı, Samatya taraflarında takılırdı. Burada bazen bir lokantada bulaşıkcılık yapar bazen de müşteriler gittikten sonra lokantaların ve gazinoların temizlenmesine yardım ederdi. Kazandığı parayı da aynı gün yer, ertesi güne meteliksiz başlardı. Hasılat iyi olursa, tekne balıkcılarından bir balık ekmek çeker, yanında da kırmızı şarabını yudumlardı. Eğer cebinde iki lirası kalmışsa, Samatyada eski Rum evlerinden birinde geceliğine yatak kiralanan bir odada sızıp kalırdı. Haftada bir Samatya yokuşundan yukarıya tırmanır, Kocamustafapaşa Hamamına gider, aklanır, paklanırdı.
 
Adam'a en zor gelen kış aylarıydı. Sonbahar gelip okullar açılınca lokantaların işleri zayıflar, insanlar adeta yavaş yavaş kaybolurdu ortalıktan. Adam eskisi gibi fazla iş bulamaz, bazen kıyıda balık tutar bazen de taksi durağındaki arabaları temizlerdi. Parası ancak bir öğün sıcak yemeğe yeter, coğu zaman bir şişe şarabı iki gün idare ederdi. Yatak parası olmadığından sur dibinde kendine bir köşe bulur, karton döşeğinde geceyi geçirirdi. Kış bastırınca da pılını pırtısını torbasına toplar, Eminönü tarafina göç ederdi. Burası, Yeni Cami, Galata Köprüsü ve Mısır Çarşısının bulunduğu Eminönü Meydanı, sanki onun seyyar evinin arka bahçesi ya da mahallesi olurdu. Sabahın seher vakti kalkar, Mısır çarşısında kepenk açan esnaf'ın dükkanlarının önünü çalı süpürgesi ile süpürüp birkaç kuruş kazanmaya çalışırdı. Bazen, Yeni Caminin arkasındaki kuşcu ve tohumcu dükkanlarından kuş yemi alırdı. Bunlari kış günü otobüslerle gelen Japon turistlere, Yeni Cami'nin önündeki güvercinlere atmaları için verir, nevalesini doğrulturdu.
 
Adamın yapmadığı tek şey varsa, o da dilenmekti. Öyle günler olurdu ki sabahtan akşama kadar boğazına bir lokma girmezdi. Bir kaç kere Üsküdar iskelesinin yanındaki çöp bidonunu sopasiyla karıştırırken, vapur büfelerinin o gün satamayıp attığı kaşarlı sandöviçlerinden bulup, soluğu Yeni Cami'nin çeşmesinde aldığı da olmuştu. Burada, matarasını suyla doldurup, " buna da şükür" demişti. Bazen kendisine acıyıp para vermek isteyenler de olurdu. O zaman adam kızarır bozarır, cebinde sakladığı bir kutu kibrit, nazar boncuğu, altın renkli çengelli iğne gibi bir hediyeciği karşısındakine verir, uzatılan parayı sıkılarak alırdı. Eğer Ramazan kış aylarına rastlarsa, Eyüp vapuruyla Feshane'ye geçer, burada halka açık iftar yemeklerinden midesine bir ziyafet çekerdi. Herkes ramazanda zayıflarken, Adam ramazan boyunca birkaç kilo alır, bunu da sonra yavaş yavaş verirdi.
 
Bugün de öyle sıradan bir gündü işte. Bütün gün Sirkeci Garında, hem sulu sepken yağan kardan korunmaya çalışmış, hemde trenden inen yolcuların bavullarını taşıyıp birkaç kuruş yapmıştı. Adam iyice yorulmuştu artık. Iki, üç gündür goğsünün tam ortasına zıpkın gibi bir ağrı giriyor, başı bir hoş oluyor, kendini bir tuhaf hissediyordu. Adımları iyice yavaşladi  Eski araba vapuru iskelesini geçince nefes almak için biraz durdu. Kar artık yavaşlamis, rüzgar durmuştu. Sol tarafinda, Yeni Cami bütün ihtişami ile görünüyordu. Menzile az kalmıştı artık. Galata Köprüsü ile Mısır Çarşısını birbirine bağlayan alt geçide girdi, merdivenlerden asağıya, Pasaja indi. Gündüz içi, dışı insanlarla dolu mağazaların önünden geçti. Her taraf bomboştu simdi. En dipteki cep telefonu, kaset ve oyuncak eşya satan mağazanın önünde durdu. Mağazanın demir kepenklerinin arkasında bir ışık bütün vitrini ve etrafi hafiften aydınlatıyordu. Torbasından karton döşeğini çıkardı. Sırtını duvara verip ayaklarını uzattı. Blucininin sağ cebinden çıkardığı bıçakla poşetteki bir domates ve salatalığı önündeki plastik tabağa doğradi. El kadar bir kavanozdan çıkardığı birkaç siyah zeytini tabağa koydu. Çeyrek ekmekten koca bir lokma ısırdı. Matarasının ağzını açtı, elindeki kağıt peçete ile dikkatlice sildikten sonra şaraptan bir fırt aldi. " Oooh", içi bir sıcak oldu. Biraz sonra da üzerine kaputunu çekip karton döşeğine uzandı.
 
Adam simdi rüya görüyordu. Sıcak bir memlekette idi. Belki de Akdeniz'deydi Deniz kıyısında kumlar üzerinde yürüyordu. Hiç üşümüyordu artık. Karşısında çok güzel esmer bir kız vardı. Kızın kahve rengi badem gözleri, simsiyah uzun kirpikleri vardı. Kızın teni beyaz dişleri inci gibi pırıl pırıldı. Kiz adamın ellerini tutuyor adeta bırakmak istemiyordu. Sonra ne olduysa oldu kız gözden kayboldu. Adam şimdi bir kır başındaydı. Etraf mavili sarılı kır çicekleriyle doluydu. Bunlar harcı-alem renkte kır menekşeleriydi. Elini uzattı menekşeleri ellemek istedi. Ama menekşeler aniden ortadan yok oldu. Adam şimdi kendini bir tüy gibi hafif hissediyordu. Adeta bu tüy hafif bir melteme kapılmış yukarı doğru yükseliyordu. " Acayip" diye düşündü Adam, Yeni Cami'yi ilk defa yukarıdan görüyordu. Tek minaresinin üzerinde çember gibi üç şerefe vardi. Adam yeni caminin minaresinde üç şerefe olduğuna daha önce hiç dikkat etmemişti. Yukarı doğru yükselmeye devam ediyordu. Önce Kapalı Çarsının dükkanların üzerındeki, binlerce kumbet damları gördü. Sonra Dikilitaşi, Beyazit Kulesini... Birden etrafin masmavi olduğunu farketti. Kız kulesini seçer gibi oldu. Aniden büyük bir binanin uzerinde gördü kendisini. Bu binayi çok iyi tanıyordu sanki. İçindeki, koridorları, salonları, dershaneleri tek tek biliyordu. Evet, burası gençliğinin Haydarpaşa Lisesiydi. Adam burada kendi gençligini görür gibi oldu. Etrafinda yüzlerce öğrenci vardi. Adam ögrencilere böceklerden, yapraklardan, kelebeklerden bahsediyordu. Elinde beyaz bir tebeşir vardi. Sonra bu tebeşirin beyazlıgı her tarafa yayıldı. İyice yükselmişti artık. Etraf artık bembeyaz bir buhar içindeydi. Hiç bir şey görünmüyordu şimdi. Adamın üşümesi iyice durmuş, göğsünde ağrı da kalmamıştı. Adam kendini artık beyaz bir nefes gibi hissetti.
 
Ertesi sabah dükkanı açmaya gelen genç adam önce dükkanın önünde yatan adama sinirlendi, sonra da onu eli ile itekliyerek uyandırmaya çalıştı. Başaramayınca durumu anladı ve elindeki cep telefonundan Belediyeyi aradı.

Cem Özmeral
6 Şubat, 2004
Columbus, Ohio
BACK TO TOP/EN BASA
NEXT/BIR SONRAKI
BACK HOME/ANA SAYFA

                                                                                               

                                                                                                       Page copy protected against web site content infringement by Copyscape                            
                                                                                              ©2011.All rights reserved        

Website powered by Network Solutions®